Ordunun Dereleri Aksa yukarı Aksa !
Geçtiğimiz günlerde AXA Sigorta Bayanlar Türkiye Kupası Finalleri İzmir de oynandı!
Fenerbahçe Cumhuriyetinin Şampiyonluğu ile sonuçlanan müsabakaları maalesef yerinde izleme gafletinde bulunduk.
Niye diyeceksiniz?
Müsabakaların oynandığı Halkapınar salonuna geldiğimizde park yerinin olmadığı, mevcut park yerininim dolu olduğu, sokak aralarında kaldırımlara çıkılarak park etmek zorunda kaldıklarını gördük. Biz de cipimiz sayesinde bir kaldırıma tünedik ve trafik kaidelerini ihlal ettik!
Sanırım İzmir deki bütün ekip otoları da hem park hem mobil halde salonun çevresinde idi.
Elimizdeki bilete göre doğru kapıyı zar zor bulduktan sonra kapıda sıkı bir gece kulübü sırası ile karşılaştık. Sanki kapıdaki bodyguard larp insan seçip kapıda özellikle insanları bekletiyordu. Daha sonra anladık ki sadece 2 kapı açılmış ve çok sıkı bir polis kontrolu var ve bu girişi durdurma derecesinde yavaşlatıyor! Bu durum; TÜRKİŞ Göbelse Fahrettin Altun un internet bandını kısması gibi bir şey yani!
Neyse zar zor içeri girdik; yerimize geçene kadar akla karayı seçtik insanları rahatsız ederek çünkü sadece tek koridordan inebiliyordunuz merdivenlere tribünde ve oturduğumuz tribünde diğer iniş vazife perver Türk polisi tarafından kapatılmıştı!
Seyircilerinin hemen hemen yarısının da Çevik kuvvet, sivil polisler ve ücretli güvenlikler olduğunu söylesem yanılmış sayılmayız!
Gayet dik tribünlerde, rahatsız koltuklarda maç izlemeye çalıştık ! Tuvaletler pis, büfeler yetersiz, maç esnasında su ve gıda dağıtımı olmadan, yerinizden kıpırdayamayacağınız şekilde maç izledik! Allahtan sadece tek maç (Eczacıbaşı- Vakıfbank) izledik!
Neyse; gelelim müsabakalara: Yarı Finalin ilk maçında oraya İzmir’ i görmek ve kordonda çay içmek hedefiyle gelmiş olan; 2.nci, 3 uncu sınıf Brezilyalı ve Yunanlı yabancı sporcuların yer aldığı Milli tayyare kumpanyasının takımını, Favori Fenerbahçe ekibi; antrenman maçı temposuyla 3:0 ile geçerek finale çıktı. Bu müsabakayı salonda izleyemediğimiz için pişman olmadık. Teşekkürler.
2.nci yarı final maçında ise Türk Koah Hüseyin Doğanyüz yönetimindeki Eczacıbaşı ekibi turnuvanın sürprizini gerçekleştirerek GDS lerle uzun bir maç sonunda (3 saat civarı neredeyse) Vakıfbank’ ı İstanbul’a erken yolladı! Özellikle ilk 2 sette Kanadalı pasör çaprazı VAN RYK’i durduran Eczacıbaşı maça ortak oldu ve inadının neticesini 5.inci sette aldı! Vakıfbank’ın servis karşılama ve libero zafiyeti gözlemlendi. Hücumda da sadece MARKOVA ve VAN RYK in üzerine yıkılıyor oyun. Bosetti’nin çare olarak az kullanılması da anlaşılamadı! Vakıfbank’ın Bosetti’yi LIBERO mevkiinde kullanmasının bir çözüm olabileceği düşüncesindeyiz. Zaten Çinli orta oyuncu manşet gelmediği için kullanılamıyor. Bence bu şekilde hiç olmazsa ZEHRA ve diğer Türk ortalardan faydalanabilirler düşüncesindeyim! Bosetti oyunda olduğu dönemlerde Servis karşılama ve defans olarak çok faydalı oldu Vakıfbank’a.
Neticede; WADA nine doping kontrollerinden sonra saat 22;30 da ancak oteline gidebilen Eczacıbaşı kafilesi; ertesi gün saat 16.00 daki final maçında Fenerbahçe Cumhuriyeti için kolay bir lokma oldu 3:0 lika skorla! Müsabakanın neticesini (3:0 lika skor dahil) bir gün öncesinden aşağı yukarı tahmin edebildiğimiz için tekrar aynı eziyeti çekmemek için müsabakayı İzmir de olmamıza rağmen TV’den izlemeyi tercih ettik. İsabet te etmişiz!
2.nci setin ortasına kadar ortadan tek bir hücum yapmayan Fenerbahçe (!); 3 köşe oyuncusunun (Vargas-Fedovortseva- Ana Christina) smaç servis hücumları ile kendisine göre daha yorgun ve konsantrasyonuz rakibini dumura uğrattı!
Fenerbahçe smaç servis etkinliği haricinde iyi oynamadığı maçı antrenman maçı havasında kolay alarak kupayı müzesine götürdü! Daha önceki donemin ve iki maç arasındaki dinlenme zamanının kısalığı Eczacıbaşı için dezavantaj oldu. Fenerbahçe ‘nin şampiyonluğunda fikstür avantajı da önemli bir rol oynadı. Tebrikler (!).
Sezon başında skandal derecede kötü oluşturulan (harcanan astronomik rakamlara rağmen) Eczacıbaşı takımında 1(bir) oyuncu dahi smaç servis atmıyor! Çağ dışı Eczacıbaşı kadrosu teşekkür etsin Hüseyin hocaya enkazı biraz toparlamaya çalıştığı için!
Gelelim müsabakaların oynandığı tenis filesine(!): Sponsorun reklamının file üzerindeki görünürlüğünü arttırmak için FIVB resmi oyun kurallarında açıkça belirtildiği üzere 10cm x 10 cm ve ince iplikli olması gereken filenin kareleri 5cm x 5 cm. e düşürülerek ve iplikleri kalınlaştırılarak bir imalatçı ürünü file oluşturulmuş. Fakat tabiki bu durum fileyi çelik telin ve direklerin tartamayacağı bir ağırlığa getirmiş. File sehim yapmış normal olarak ve filenin batnına atılan (az bir temasla teğet gecen servisler hariç) her servis; file tarafından dans ettirilerek karşılayan takımın sahasına düştü ve aleyhte bir durum yarattı karşılayan takımlara. Normal olarak fileye yandan çarpan topun direk servis atan takımın sahasına düşmesi lazım!
Normal nizami FIVB Onaylı bir filede bu durumu göremezsiniz ki Türkiye de de organize edilen VNL ve CEV Şampiyonlar ligi gibi organizasyonlar FIVB onaylı SENOH marka filelerle oynanmaktadır.
Filenin bir başka dezavantajı da şu oldu: Zaten bu Türkiye’deki hiçbir salona benzemeyen acayip mimarili hiç aşina olmadıkları salona hiç alışamamış ve akvaryumda gibi oynayan oyuncular; servis karşılamada görüntü bariyeri yaratan bu file dolayısıyla %20 civarında daha kotu servis karşıladılar ve bu da pasörlerin işini zorlaştırdı ve takımlar daha kötü bir görüntü verdiler. Dolayısı ile dereler yukarı akmadı!
Sonuç olarak sadece 1 maçtaki çekişme haricinde (kalite diyemeyeceğim) düşük seviyeli müsabakalar oynandı! Favori Fenerbahçe fikstür avantajı ile ve 1 numaralı rakibinin yarı finalde elenmesi ile çok rahat şampiyon oldu!
Bu tip finallerde yarı finaller ve final maçı arasında 1 günlük dinlenme verilmesi; final maçının kalitesi ve adaletli bir sonuç çıkması açısından faydalıdır düşüncesindeyiz. Neticede üst seviyedeki bu güzide kulüplerimiz 1 gün daha konaklama öderler maksimum!
Genel olarak gözlemimiz: Türk bayan voleybolu baş aşağı gidiyor! İtalyan istilası altındaki (İtalyanların bu işi iyi yaptığı ile ilgili kulüp yönetimlerimizde sporcu menajerlerinin yarattığı goy goy etkisi ile saçma bir ön yargı oluşmuş durumda) voleybolumuz tek düze, her takımın aynı taktik düzende oynadığı (hatta başlangıç pozisyonları bile ayni), hiçbir hücum kombinezonu olmayan, tamamen oyuncuların kapasitesine dayanan basmakalıp ve zevk vermeyen düzeyde. Biz bu düzeyde kısır voleybol oynanan bir ligden çıkacak milli takımın da üst seviyede başarılar kazanamayacağına inanıyoruz! En önemli oyuncunuz Vargel’in dahi durumu ortada! Baladın kenarda oturuyor nedense (!).
Bu konuda son örnek önünüzde duruyor! Yerli ve Milli Basketbol Coach’u Ahmet Kandemir 3 gün önce geldiği Çimsa CBK Mersin Bayan Basketbol takımını 1 ay içerisinde hem Türkiye Kupası Şampiyonu hem de Bayanlar Euro League 2.ncisi yaptı! Potanın sarı Perileri de Fransız Coach ları ile nal topladı!
Sevgilerimle!