Yeni Anayasa
AK Parti nicedir yeni bir anayasa yapmak istiyor ki; AK Parti’nin bir yıl kadar önce gündeme
getirdiği yeni anayasa teklifini “Sivil Anayasa” olarak adlandırıyor.
Cuntacılar, 12 Eylül 1980 darbesiyle bu toprakların gördüğü en demokratik anayasayı rafa
kaldırmışlardı. Talimatla Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı başkanlığındaki bir kurula hazırlattıkları
1982 Anayasası, halkın yüzde 90.7’sinin oyunu alarak kabul edilmişti.
Anayasamız, 7 Kasım 1939deki o referandumda tarihimizin gördüğü en yüksek oy oranıyla
kabul edilmişti. Zira halkımız, 12 Eylül öncesi her gün yaşanan sokak olaylarından bıkmıştı.
Gençlerimiz bölünmüş sokaklarda ve kurtarılmış mahallelerde birbirlerini boğazlıyordu. O
yıllarda 67 ilimiz vardı ve illerimizin tamamında sıkıyönetim uygulanıyordu. Bir türlü
önlenemeyen sokak olayları ise 12 Eylül sabahı, nedense bıçak gibi kesilmişti.
Başbakan Süleyman Demirel’in yaptığı açıklamalarda, Olayları önlemek için neye
ihtiyacınız var? şeklindeki sorulara darbeci generallerin “El feneri” cevabını verdiğini,
darbeden yıllar sonra öğrenmiştik.
Anayasa oylamasının yapıldığı yıl, Türk Haberler Ajansı Samsun Bürosunda 24 yaşında
genç bir muhabirdim.
Sokaklarımızda iç barışın sağlanmış olmasına sevinen halkımız, sandıklara adeta sel gibi
akıyordu.
Önceki hafta AK Parti kurmaylarından Hayati Yazıcı, bir yıl önce gündeme gelen yeni
anayasa konusunu, AK Parti’nin Bolu'daki bir toplantısında yeniden gündeme taşıdı.
Yukarıda da söylediğim gibi AK Parti, mevcut anayasamızın darbeciler tarafından
hazırlatılmış olması nedeniyle olsa gerek, yeni anayasayı bizlere “Sivil Anayasa” adıyla
sunuyor.
Mevcut Anayasamız, 44 yılda 19 kez çeşitli maddelerinin değiştirilmiş olması nedeniyle,
darbecilerin anayasası olmaktan aslında çoktan çıkmıştır. Nitekim Hayati Yazıcı da
anayasamıza “Yamalı Bohça” benzetmesi yapmış.
Bu değişikliklerin tamamına yakını da AK Parti iktidarı döneminde yapıldı.
Turgut Özal, “Bir kere delmekle bir şey olmaz” dediği için siyasetçilerimize yeni bir yol mu
açılmış oldu bilinmez ama “yamalı bohçaya” dönüşmüş anayasa hükümleri en çok da bu
dönemde uygulanmaz hâle gelmiş görünüyor.
Anayasalar, devletlerin temel yasasıdır.
Sıradan yurttaşlardan devletin en tepesindeki yöneticilere kadar herkesi bağlar.
Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var mı?
Artık var.
“Sivil Anayasa” söylemleri tekrar tekrar dillendirilince macun tüpten çıkmıştır artık.
Geriye dönülemez diye düşünüyorum.
Ve fakat…
Türkiye’nin ihtiyacı sivil anayasa mı?
Yoksa…
Demokratik bir anayasa mı?
Bence ikincisi.
İhtiyacımız, sivil bir anayasadan ziyade demokratik bir anayasadır.
Ve elbette en önemli mesele de anayasa değişikliğinin hangi amaçla yapılacağıdır.
Yeni anayasamız, demokratik bir toplum oluşturma amacıyla yapılacaksa, hoş gelişler ola…
Ve fakat…
Toplumumuzun önemli bir bölümü, yeni anayasanın toplumun ihtiyaçlarını karşılamak
niyetiyle değil; AK Parti iktidarının devamını teminat altına almak ve Recep Tayyip
Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesinin yolunu açmak amacıyla hazırlandığına
inanıyor.
AK Parti kurmayı Hayati Yazıcı’nın, yeni anayasa için Mecliste uzlaşmanın yanı sıra
referanduma gidileceğini söylemesi de önemli bir ayrıntıydı.
AK Parti, yeni anayasa teklifinin halkın büyük bölümünden onay alacağına inanıyor
demek ki…
Sonuç nasıl olur?
Bekleyip göreceğiz elbette…!