Dünden bugüne Samsunspor (1)
Samsunspor uzun aradan sonra yeniden ligin dibine demirledi.
Demir alıp oradan yeniden çıkacaktır bu takım diye umuyor ve diliyorum
Böyle bir durumu ilk defa yaşamıyor Samsunspor. Daha önce de 7 kere küme düştü, 7 kere
de ait olduğu yere, yani bugünkü adıyla Süper Lig'e çıktı.
Şu sıralar Samsunspor adına yazıp çizenler dâhil, birçok taraftar bile Avrupa’da destan yazan bu takım için sezonun başında “Bu takım paraşütsüz düşer” diyorlardı.
Şunu kabul edelim ki takımın durumu hiç iyi değil.
Şu an için iyi olacağına dair bir işaret de yok ortada.
Geçen yıla kadar “KAHRAMAN” ilan edilen Başkan Yüksel Yıldırım, şu sıralar eleştirilerin tam odağında.
Doğru veya yanlış ama futbolda var böyle şeyler.
Rahmetli Emin Kar’ın teknik direktör yaptığı Erhan Altın’ı ilk üç hafta tribünlere çağırıp üçlü çektiren taraftarlar, beşinci haftada istifaya davet etmişlerdi.
Geçen sezon Avrupa’da yarı finale kadar çıkma başarısı gösteren takımın mimarı Fuat Çapa için tribünler bu hafta sonu “Fuat Çapa istifa” diye inliyordu.
Taraftarlar, takımın sahibi olduğunu hatırladıkları için şimdilik istifaya davet etmiyorlar ama işler daha da kötüye giderse Fuat Çapa için yükselen istifa çağrıları, Yüksel Yıldırım’a da yönelecektir.
Samsun şehri, Samsunspor’un bu duruma düşmesi nedeniyle çok huzursuz.
Şehrin bu duruma tepki vermesi için “Şehir haklı” demeyi çok isterdim.
Nâzım Hikmet’in şiirinde olduğu gibi demeye dilim varmıyor ama kabahatin büyüğü senin kardeşim.
Formasında Atatürk amblemi taşıyan bu takım var ya, bu Samsunspor yani, kurulduğu 1965 yılından bu yana geçen 61 yılın 10 yılını refah içinde yaşadıysa, 51 yılını hep sıkıntılar içinde geçirdi.
70’li yılların sonuydu. Günümüzde Gazi Müzesi’nin, o yıllarda Gazi Sahnesi olarak kullanılan bölümünde kulübün kongresi yapılıyordu. Kongrenin ikinci aşaması olmasına rağmen salondaki üyelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Mecidiye ve çevresindeki üye esnaflar tek tek gidilip salona getirilmişlerdi.
Beni en çok etkileyenlerden biri de bu şehrin gördüğü en kariyerli valilerden rahmetli Mustafa Gönül’den, 80’li yıllarda da para sorunu yaşayan kulübe para toplamasının istenmesiydi.
Samsun Valiliği koltuğundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine gönderdiğimiz rahmetli Vali, elindeki teberru makbuzlarından biri rahmetli Mansur Yılmaz, bir diğeri de şimdi ismini hatırlayamadığım başka bir iş insanı olmak üzere sadece iki iş insanına makbuz kesebilmişti.
O görkemli valinin şehir kulübünün girişinde, elinde makbuz koçanıyla beklerken yaşadığı hayal kırıklığını hâlâ unutamam.
Bu kulüp ve takım için belden aşağısını feda etmiş efsane kaptan ve başkanlardan Emin Kar’ın, para bulmak adına her ay birkaç kez Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ile rahmetli
Cemal Yeşilyurt’un kapısını aşındırırken yaşadığı sıkıntıya yakından tanık olanlardanım.
Şimdilerde Samsunspor, Türkiye liglerinde para sorunu yaşamayan bir iki takımdan biri.
Samsunspor bugün para sorunu yaşamayan çok az sayıdaki kulüpten biriyken kadro sorunu yaşamasıyla herkesi şaşırtıyor.
Samsunspor’u ligde de Avrupa kupalarında da başarıdan başarıya taşıyan kadrosu dağıldı.
Gidenlerin yerini dolduracak yetenekte oyuncular bulunamadı.
Bu nedenle de iki yıl öncesine kadar taraftarlarca kahraman ilan edilmiş kulüp başkanı,şimdilerde eleştiriliyor.
Ve fakat…
Başkan Yüksel Yıldırım’a dönük eleştiriler, transfer politikasından daha çok. “Neden hep parasını konuşuyor?” sorusu üzerinde yoğunlaşıyor.
Ben de zaman zaman bu minvaldeki ifadeleri için “Keşke bu kadar konuşmasa” diyorum ama “O kadar çok para harcasam ben de konuşur muydum acaba?” diye de kendime sormuyor değilim hani.
Para konuşturur kardeşim.
Hele hele bugüne kadar elini taşın altına hiç koymamış olanlar herkesten fazla konuşuyorsa, kulübün kasasına cebinden 200 milyon dolara yakın (yaklaşık 10 trilyon TL) para koymuş bir kulüp başkanının, parasını ön plana çıkarıyor diye eleştirilmesini anlamakta zorlanıyorum açıkçası.
SONRAKi YAZI: Dünden bugüne Samsunspor (2)
Samsunspor yönetiminin doğruları ve yanlışları üzerine bir değerlendirme…