Bıkmadan, Usanmadan ve Asla Yorulmadan
Fenerbahçe Kulübü’nün yüksek divan toplantısı’nda da söylemiştim. Kulübün 1881 numaralı üyesi olarak çoğu kez kürsüden hitap ettim. Tribünlerin küfürü ve kalecinin neden kırmızı kazak giymediği söylerken salondaki hava elektriklemişti. Bunları orada o fanatiklerin önünde söylemek delilik idi.
Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldığında bana her semtten bir deli getirin demiş. Fatih’ten kim olsa olur” diye eklemiş” dedim. Sonra da “Ben Fatihliyim” diye eklemiştim.Sataşmalar kesilmişti.
1973 yılında gazeteciliğe başlayıp da, o günlerdeki enerjim ve ilginç görüşüm ile Fenerbahçe ve basketbola eğilmedim. İdealistlik tasladım. Gerçi kıymetimiz hiç bilinmedi ama ben bgün çok huzurluyum.
Voleybol ile Trabzonspor’u kendime uğraş seçtim. Bir Trabzodnlu beni “Atatürkçü” diye kovduktan sonra kürkçü dükkanına döndüm.
50 yılı geride bıraktım. Eczacıbaşı diye bir takım tanıdım. Şakir Eczacıbaşı, Bilgin Peremeci ve Cengiz Göllü üçlüsü idi ilk dostlarım. Allah rahmet eylesin. Bugün kadın voleybolunun bir değeri var ise bu Eczacıbaşı Kulübü’nün başlattığı devrim harekatının sonucudur. Bu arada Rahmetli Şakir Eczacıbaşı ile Cengiz Göllü’nün “Voleybola katkın çok büyük” sözleri de her zaman yorgunluğumu unutturmuştur.
Her takımda bir Eczacıbaşılı forma giydi. Guines rekorlar kitabı’nda ilk onlar yer aldı. Başarılı Efes pilsen kulübü’nün başkanı Tuncay özilhan ile ilk röpörtajı yaptığımda bana “Eczacıbaşı’nı örnek aldık” dedi.
İşte Eczacıbaşı Avrupa7nın zirvesine çıkmış bir yığın takımın örnek aldığı bir kulüp. voleybolda da basketbolda da.
Yıllar geçti, bir baktım bugün 53 yıl olmuş. Eczacıbaşı Kulübü’nü bu kadar uzun izleyen ve Türk Kadını’na fırsat tandığı için hep destekleyen bir tek ben kalmışım. Avrupa ikincisi olduklarında Tercüman’daki yazımın başlığı “Atatürk’ün kızları” idi.
Anlayacağınız Eczacıbaşı’nı yazmak sayfalara sığmaz. Bugün bir başarılı vakıfbank var ise örnek aldıkları kulüp eczacıbaşı’dır. fenerbahçe Eczacıbaşı ile yarışmak için en iyiyi yapmaya çalışıyor. Bu sezon Galatasaray’ın da güçlendiğini görüyoruz. Onların da hayalleri Eczacıbaşı gibi olmak.
1966 yılından itibaren o yılların da devleri olan Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin karşısına çıkan Eczacıbaşı her geçen gün üzerine koydu. Hele bu Kartal’daki Türkiye’deki ilk yürüyen merdivenli salonu da gördükten sonra.
Ve Faruk Eczacıbaşı gibi voleybolcuların baba gibi gördüğü, cana yakın, yüksek bilgili ve Türk Kadını için her dakika varını yoğunu ortaya koyan bir başkan ile Eczacıbaşı yine geçmişteki gibi zirvede yerini alacaktır.
“Eczacıbaşı yaparsa, en iyisini yapar” dememek haksızlık ve ayıp olur.
Bıkmadan, Usanmadan ve Asla Yorulmadan